Yöresel ağızla örneklerle Aydın-İmamköy şivelerimiz

KÖY GENELDE AYDIN AĞZIYLA KONUŞUR R SESİ YUTULUR K SESİ G’YE
DÖNER.

 

 Köyümüzde yaşlılar ve orta kuşak insanları İmamköy ağzını korumalarına rağmen genç kuşak , tv, dergiler, bilgisayar , telefonlar gibi  araçlarının etkisiyle standart türkçeye yakın bir dil kullanmaktadırlar.

 

       ANLAMLARI AYNI SÖYLENİŞLERİ FARKLİ KELİMELER

  •  Çandırma : Jandarma                         Çuvare        : Sigara
  • Darak       : Tarak                                  Datlı Maya   :Tatlı Maya
  • Deman     : Değirmen                          Domat          : Domates
  • Engina     :Enginar                               Destire        : Testere
  • Fasille      : Fasulye                              Gadeş         : Kardeş
  • Galem      :Kalem                                  Garankı       : Garankı
  • Gaşık       :Kaşık                                    Gaşıma       : Karşıma
  • Gavunoz :Kavavoz                              Hindi           : Şimdi
  • Ispınak     :Ispınak                                 İlman           :  Limon
  • İna            : Nar                                      İnahtar        :  Anahtar
  • Gaşık       : Kaşık                                   Kölge          : Gölge
  • İlgen        : Legen                                 Makıra          : Makara
  • Minde       :Minder                                Rüzga          : Rüzgar
  • Sene ne   : Sana ne                             Solüyom       : Söylüyorum
  •  Ürya        : Rüya                                    Tana             :Tarhana                     
  • Zetin        : Zeytin                                   Galbı            :Kalbur 
  • Dabanca  :Tabanca                               Deman         : Değirmen 
  • Büber      : Biber                                    Cuvare        :Sigara
  • Balme      : Bamya                                  Garankı       :Karanlık
  • Gabahat  :Kabahat                                Irmızan        :Ramazan
  • İlan           :Yılan                                     İlana             :Lahana
  • Böle         :Böyle                                    Böyün          : Bugün

 Konuşma Örnekleri:

Komşu kız galburbastı yapacan mı bayram datlısı

Yok ölen oldu gayri geç galdım yapmıcam

                                                

      BİRBİRİNİN YERİNE KULLANILAN KELİMELER

  •  Afat                               :Yağmurun çok şiddetli yağması (Bugün afat oldu)
  • Aha                                : Burada  (Aradığım aha da burda)
  • Ak                                  :Beyaz (Ak tavuk düştü öldü)
  • Abbacık                          : Bembeyaz (sabah kaldığımda abbacık kar yağmış)
  • Alaca belece                  :Yarı ermiş, veya renkler karışık (Üzümler alaca belce erdi)
  • Alaf                                :Sıcak (Alaf yüzüme çarptı)
  • Alengirli                        :Karışık anlaşılması güç (Onun alengirli işlerini aklım ermez
  • Alımkar                         :Almaya niyetli, müşteri olamak. (o kıza almaya alımkar oldu
  • Allem Galem etmek      : Ayın oyun etmek (Aldığım koyunları alem gallem ettiler) 
  • Amindürüst                    : Düzgün iyi olmayan (Amin dürst elbisem yok)
  • Anırmak                         :Bağırmak (Eşek nasıl da anırdı)
  • Anız                                :İneğin ilk sütü (İneğin anız sütü bitti)
  • Ansızın                           :Habersizce (Komşular ansızın geldi)
  • Araklamak                     :Çalmak    (Parayı araklayan oymuş)
  • Aralamak                       :Seyreltmek: (Pamukları araladık güzel oldular
  • Ardınmak                       :Yüklenmek : Biraz odun artdım eşeğe
  • Arıtmak                         :Temizlemek : Su arıklarını arıttım
  • Asınmak                        :Takınmak: (Boncukları asındım)
  • Aslı varsa                      :D oğruysa :( Aslı varsa onun tayini çıkmış)
  • Asri                               :Sosyete:   (O kadın da çok asri)
  • Aş                                  :Yemek :Aşı öğleden önce pişirdim
  • Avfukanlı                       :Sinirli (Dün Avfukanlar bastı bana
  • Avkulamak                    :Ufalamak, parçalamak.(Ekmekği kedilere ufalıya ver)
  • Ayıngeç                         : Zakkum ağacı :( Ayıngaç’ın çiceği çok güzeldir.
  • Azık                               :Yiyecek.( sepete azık koydum onu ye.)
  • Azımsamak                    :Az görmek, yetersiz bulmak (Verdiğim parayı azımsadı)
  • Annacında                      : Karşısında
  • Atcıçık                           : Çok az olan birşey
  • Azmak                            : Su birikintisi
  • Acasız                             : Ansızın ani
  • Atta                                 : Gezmeye gitmek
  • Acızlıg                             : Bıkmak usanmak
  • Açıkarba                         : Kamyon (komşular açıkarba ile gittiler)
  • Abo                                 : Şaşırmak
  • Akren                              : Yaşıt (Onun akrenleri hep evlendi)
  • Anaberi                            : Ufak tefek öteberi
  • Altalımak                         :Yenmek sindirmek
  • Haymına                           :İşsiz güçsüz. ( Seni haymına seni)

   

   Orman üzümleri alaca belece erdiler  yemeye gelin akşam üstü bahçedeyim. 

      

     B

  • Bidene                   : Birtane (benim bidenecik çocuğumu erezil ettiler)
  • Bostan                   :Karpuz tarlası (Bostanların çapası geldi)
  • Bahasınmak           : Pahalı bulmak (Onu alacaktı ama bahasındı)
  • Ballıbörek              :Güzel, çok iyi (  Ballı börek gibi işi var onun)
  • Başak                     :Az kalmak tümünü toplamak
  • Bamak                    :P armak (Onun bamakları kısacık)
  • Bişe                        :Birşey
  • Bifeyilli                   :Saf art niyet taşımayan (O çocuk varya bifeyilli bir insan)
  • Biyo                        : Bir kere (Biyo biz onlara gittik ya)
  • Bilyon                     :Biiliyorsun
  • Bigıymık                 : Çok az (bigıymık ve bakem dadına bakem)
  • Bizim Adam           :Koca (Bizim adam yemeği hep ıscak yer)
  • Podiye                    :Okul Önlüğü (Çocuğun podiyesi eskidi alınacak)
  • Boşlamak               :Umursamamak, yanına gitmemek. (Beni boşladınız)
  • Babuç                     : Ayakkabı ( Babuçlarım çok eski)
  • Badeş                     :Oturma şekli (yemeği badeş kurup yedim)
  • Βadırbacak            :Bacakları açık(badırbacak)

                                           

 Bostanlar bu sene güzel oldu parasını alacaz. Allah yüzümüzü güldürdü 
 

 

 B

  • Balkan                : Pis suların biriktiği yer, çamur (Evin önü balkan  oldu)
  • Bambıl                : Bitkilerin üzerinde bulunan zararlı böcek.
  • Bandırmak         : Üzüm ve inciri kurtlanmaması için tuzlu su ile yıkayıp sermek
  • Badacık              : İncir türü (Badacık incirini sabahları yemek iyidir)
  • Basbaya             : Dosdoğru (Basbaya ben onu gözlerimle gördüm)
  • Bulaşmak           :Sataşmak ( Senin çocuk beninki bulaşmış)
  • Burma                : Çeşme  ( Burma da kırıldı yenisi alınacak)
  • Buzağı                   :İnek yavrusu (ineğimiz buzalamış)

 

Buzağımız alacalı oldu.

 

 

  • Büğü                  : Baş Örtüsü ( Büğüme alıp geliyom şimdi)
  • Bülüç                  : Genç tavuk (Bülüçlerde yumutulamaya başladı)
  • Bürünmek          : Kaplamak (Ortalığa sis bürüdü gari)
  • Baştutar             :Aile reisi  (Baştutarın gitsin de ben seni o zaman görcem)
  • Benlikçi              :Kendini beğenmiş,(onun benlikçiliğinin hakından gelinmez)
  • Belen                  :Havaleli hastalık, (Komşu belen olmuş)
  • Benlenmek         :Sahiplenmek (Benim çanağımı benlendiler onlar )
  • Bez bedirek       : Ufak,tefek kumaş, çapıt (Bazardan bez bedirek aldık)
  • Besbelli              :Apaçık (onun öle olacağı besbelliydi) 
  • Baya                    :Fazla (Bayağı yağmur suyu birikmiş)
  • Büzülmek           : Kırışmak (Iscaktan büzülmüş iyice)

                              Ç-C

  • Çapıt                   :Eski bez (Çapıtları cam silmede kullanabilirsin)
  • Çarcur                :İsraf kullanmak (paranı çarçur edip sonra rezil olma)
  • Çeki                    : yazma, üslük, içine bağlanan başörtüsü
  • Çit                       : Duvar yerine ağaç dallarından veya gargıdan yapılan engel
  • Çininde              : Omuzunda ( Odunları çininde taşıdı)
  • Çemkirmek        :Bağırmak ( O varya bana haksız yere çemkirdi)
  • Çicek Yalağı      :Saksı (O çicek yalaklarını alsak iyi olacak)
  • Çipildetmek       :Çobansalık hayvana bakana verilen başiş
  • Çöpelli               : Pasaklı (O kadın çok çöpelli evine bakmıyor) 
  • Çullama             :Etle hamurla yapılan kızartma
  • Cundasız           : Güçsü, kuvvetsiz. (o kız da cundasız biri)
  • Çul                      : Keçi kılından kilim
  • Çabığ                 : Acele (Çabığ gel buraya)
  • Çavur                :Müslüman olmayan (Çavur çocuğu)
  • Ceryan              :Elektrik (Rüzgardan ceryanlar kesildi)
  • Cav cav sıcak   : Aşırı derecede sıcak (Sen ne geldin bu cav cav sıcakta)
  • Camız                 : Manda 
  • Cincoflu            : Süslü gösterişli ( ben onu almıyacağım  çok cincoflu)
  • Cingar               : Kavga, tartışma (Düğünde cingar çıkmış)
  • Cılık                   :Bozuk (Yumurta sıcaktan cılık olmuş)
  • Cızbız                :Hamur, peynir, ısırgan otundan yapılan fırın ekmeği
  • Cork                  :Kuluçkaya yatan tavuk
  • Çalacak             :Yoğur yapmak için kullanılan az yoğurt

                              D

  • Dalgan               : Isırgan otu ( Dalganlardan cızbız yapalım)
  • Dangırdatmak   :Gürültü yapmak (O tenekeleri dangırdatma bakem)
  • Deli Tepbek      :Salak dengesiz ( Deli tepbek birisidir o)
  • Derametlemek  :Biriklemek. (Yaprakları derametledim)
  • Dımbıltı              : Ufak ufak çalgı sesi ( Onların evinde bir dımbırtı var ama)
  • Dırlaşmak          :Kavga etmek  ( O arkadaşı ile dırlaşmış)
  • Didiklemek        : Delmek, idelemek
  • Dirgen               :Çatal (Otları dirgenle topladık)
  • Döşeklik            : Yatak yüzü
  • Döşek                : Yatak (misafire döşeği yazıverin de yatsın) 
  • Dinelmek           :D ikilmek
  • Düzünmek        : Süslenmek, eşya almak (eşya düzmeye gittiler)

                                E

  • Egeberi            :Ufak tefek
  • Ekeç                 :2-3 yaşında kısırlaştırılmış keçi (bayramda ekeç keseceğiz)
  • Elivar               : Haberi var, İşbirlikçi (o işte onun da eli var)
  • Eneberi           : Ufak tefek eşya (Pazara eneberi almaya gideceğiz)
  • Enem konam   : Apaçık, gezinmiş ( enem konam gezinmiş evde)
  • Esdirek            : Aklına geldiği gibi davranan (onun kafası estirekli biraz)
  • Eşkare             : Alanen, apaçık  (Eşgare yapıyor o işi o)
  • Evermek          : Evlendirmek ( O kızını da evermiş bezer)
  • Evin                  : Özlü   ( Susamların hiç evini yok)
  • Evzinmek         : Üzülmek, (evzine evzine harap oldu)
  • Eylemek           : Zamanın almak (Yemek yapmak çok evledi beni)
  • Emme               : Fakat, ama

                                 F

  • Feyil                :Kalp iç bozukluğu veya kalp iyiliği (feyli bozuk onun)
  • Fıngırdak        : Oynak  ( O kadın çok fıngıldaklı)
  • Fıs                   : İçi boş ( Darıların içi fos çıktı)
  • Fışır                 : Gelişmemiş, ağaç, insan hayvan ( Koyunlar çok fışır)
  • Firil, firil          : Rüzgar esmesi ( Deniz yeli firil firil esiyor)
  • Furda              :Bozuk, kuru, küçük incir (incirler furda oldu)
  • Fırdıratmak     :Atmak (Elimdeki eşyelera fırdırattım attım)

                               G

  • Gahır                     :Üzüntü ( Ben çocuğun gahrndan böyle oldum)
  • Gadeş                    :Kardeş
  • Gada                      :Kadar
  • Gandırma              :Kandırma
  • Galiyet                  :Gelinlik (Galiyeti çok pahalı almışlar)
  • Gaval                    :Kaval
  • Gamış                   : Sürahi ( Gamıştaki sudan ya biraz koyuver)
  • Gahbe                  : Kahbe
  • Gaval                    :Kaval
  • Gaccim                  :Kadeşim, dostum
  • Gaagı                     :Kargı
  • Gabaat                  :Kabahat, kusur
  • Gançık                  : Dişi (Köpeğin yavruları hepsi kancık)
  • Ganrılmak            : Kopmak (Ağacın dalı ganrılmış)
  • Ganmak                : İnanmak. (Onu da öyle kandırmışlar)
  • Garaltı                  : Gölge gibi birşey (Önümden bir garaltı geçiverdi)
  • Garcod                 : Çörekotu (Garcodlu peynirden yağlayın gelin)
  • Garakullukçu       : Çapacı, ne bulursa işleyen
  • Garışmak              : Bir işe karışmak (Ben garışmam işlerine)
  • Gatiyen                 : Kesinlikle  (Gatiyen alamazsın o parayı)
  • Gavsal                 : Mısırın üst örtüsü ( Kavsal soymaya gidiyorlar)
  • Gaaşıma               :Karşıma (gaşıma geç de iki laf edelim)
  • Gabık                    :Kabuk (Meyvelerin gabıkları soy)
  • Gırdırmak             :Kırdırmak (Agaçın dallarını gırdırma)
  • Gocuman             :Büyük iri (Gocuman kız oldun gayri)
  • Gosgoca              :Kocaman (Gosgoca adam utanmıyo yalan söylemeye)
  • Gacveren            :Kaçmak (Ben gacveren de adam gelir şimdi)
  • Gebertmek          :Öldürmek (Canımın sıkıntısından gebertesim geliryo)
  • Goley                    :Kolay (Sen bi git de goley ederiz)
  • Gelişatlı                :Gelişken (Gelişatlı olduğundan göze battı)
  • Gemire                 :Üzüm (Gemire üzümünün gabıkları serttir)
  • Gen bırakmak      : Toprağa ekmek
  • Gencer                 : Panayır (Kayacıkta gencer olacak)      
  • Gıdılanmak           : Oyalanmak (Biraz şuralarda gıdılanayım ben)
  • Gınamak               : Ayıplamak. (Onun o yaptığı işten ayıplıyom ben ona)
  • Gıpçık                   :Oynak
  • Gırışmak               :P aylaşmak (O ekmeği kendi aranızda gırışın)
  • Gırlangeç             :Süs kavunu (Kırlangeçin kokusu odaya hoş koku verdi)
  • Gıvrak                  :İşi tez bitiren (Bana kıvrak iki işçi lazım)
  • Gidişik                  :Kaşıntı ( Arpalardan gidişik oldum)
  • Gızan                    :Gıltan, çoluk çocuk ( hepsi doluştular)
  • Gırıntı                   : Ufak Parçalar  (Ekmek gırıntılarına tavuklara ver)
  • Gıyım Gıyım          : Parça Parça ( Sen o oğlanı varırsan etini gıyım gıyım Göllenmek           : Su birikintisi ( Evin içine su göllenmiş)
  • Gönenmek          : Rahat ve mutlu olmak. (Evin içinde gönenin)
  • Göt cebi              : Pantalon cebi (para göt cebimde oradan al)
  • Göz bağcı            :Sihirbaz ( Gözbağcılık yapmışlar evi soymuşlar)
  • Göz belertmek    :Korkurtmak ( Göz belerttiler ihaleye aldılar)
  • Guşluk                 : Kuşluk ( sabah ve öğlen arası zaman)
  • Gutul                    :Kurtulmak
  • Guvetli                 :Kuvetli
  • Guytu                    :Görünmeyen yer.
  • Gücüne gitmek   :Alınmak ( Onun dedikleri çok gücüme gitti)
  • Gün dinlenmek   : gün batmak üzere ( gün dinlenirken geldiler)

                                      H

  • Habire                  : Durmadan ( Habire yiyip duruyon )
  • Haydandı              :Haydi anlamında (haydandı!)
  • Harap Olmak        :Üzülmek ( O kazadan sonra harap olduk)
  • He                          :Evet
  • Herek                    : Direk ( Asmalara herekleme zamanı geldi)

                                           

 

Asma herekleme zamanı Nisan Mayıs aylarında yapılır

 

                                        

  • Hıyallamak            : Hissetmek ( onun o işi yapacağına hıyalladım)
  • Hinayet                 : Yaramaz (Hinayetlik yaptı çocuklar)
  • Hora geçmek       : Yapılan işten hoşnut olmak ( Çay hora geçti)
  • Hörpüldetmek     : Ses çıkararak
  • Humayin               : Ameriken bezi (Humayinden yastık yaptılar)
  • Heç                       : Hiç
  • Heybet                 :Büyüklük
  • Hede                    : Kabul etmesini istemek
  • Herif                     :Erkek
  • Haranı                  : Tencere

                                  I-  İ

  • Irmızan               : Erkek adı  ( bizim ırmızan da gelsin mi)
  • Ildır ıldır             : Parıl parıl (Güzelliğinden ıldır ıldır ıldırdıyor)
  • Imzıkmak           : Bayatlamak, kötüleşmek (Bulgur pilavı ımzıkmış)
  • Ismık                  : Pısırık  ( Zaten hep ısmık insanlardan korkarım)
  • Irgılamak           : Sallamak, (Ağaçtaki portakalları ırgaladım düştüler)
  • Irıpcı                  :D ümenci ( Onun ırbına erizmez)
  • Isranı                 : Ağaçtan veya demirden hamur almaya yarayan araç)
  • İğne yudası       : İğne deliği (iğnelerin yuğdaları çok küçük)
  • İldirmek             : Dokundurmak
  • İleşbe                : Çiftçi, toprakla uğraşan kişi
  • İlek                     : Zayıf (hayvanlar ilemişler)
  • İlenç                   : Beddua (İlendim ona çok)
  • İlik                      : Düğme (Paltomda ilik yokmuş)
  • İlmek                  : Değmek, Dokunmak
  • İlmik                    :Turp otu ortasındaki filizleri
  • İplememek         : Önemsememek 
  • İrim                      : Dar sokak ( Komşular irimdeki evlerinde oturuyorlar)
  • İspite                   : Kibrit  (İspiteye dünden beri arıyom bulamıyom)
  • İşkillenmek         : Şüphelenmek
  • İçerlemek            : Güce gitmek ( O sözlere çok içerlediler)
  • İddise                  :Arpacık (iddise dua ile de geçebilir)
  • İşkillenmek         : Şüphelenmek. (Onun davranışlarından işkillendin)
  • İşlik                      :Gömlek (İşliğin yakası çok eskiydi)

                                        J

        Aydın Ağızında (j) sesi yoktur. Fransızca köklü kelimeler vardır.

  • Jeton, Jöle, jandarma gibi sayılı kelimeler

                                  K

  • Kabakuşluk : Öğlenden iki saat önceki zaman (kaba kuşluk geldiler)
  •  Kapçık           :Gelincik (Kapçıklar kıpkırmızı açtılar)
  •  Kakalamak    :İtmek,
  • Kaltak             : İhtiyar (bayanlar için)
  • Kamış             : Sırlı sürahi ( Kamıştaki sudan biraz içeyim)
  • Kapak atmak : Büyükbaş hayvanın iki yaşına girmesi(Dana kapak attı)
  • Kapama          : Düğünlerde pişen et yemeği (kapama yapacağız düğünde)

                                                     

 Et Yemeği (kapama)

          

Kapamanın tuzunu fazla yapmışlar

 

  

 

  • Karaağız          : Dedikoducu (Her şey o karaağızdan çıktı)
  • Karadamak      : İnatçı ( Onun babası çok karadamak)
  • Karakulak        : Nergiz cinsinden Çicek
  • Karakullukçu   :Amele, gündelikçi(o adam kara gündelikçi)
  • Karalamak       : Kötülemek, kara sürmek.
  • Karasuluk        :Her zaman nemli ıslak tarla
  • Karayer            : Mezar ( o karayerde nasıl yatacaz bilmem)
  • Kargı                :Kamış (Kargıların içinde koca yılan varmış)

          

  • Karalamak           : Kötülemek;leke sürmek. (Utanmadan o kızı karaladı o)
  • Karasuluk           : Her  suy olan ( Tarla karasuluk ekilenler  bitmez)
  • Karayer               :Mezar (O karayerde ne yapacaz bilmem)
  • Kasnak                : Sorfa atlığı (Kasnağı sininin altına koy)
  • Kavsal                 :Mısırın yeşil veya kuru yaprağı
  • Kayarlamak         : Küfür etmek. (Valla ona öyle bir kayarladılar)
  • Kaydırma             :Evin önüne yapılmış dışarı çıkık örtülü yer.
  • Kayır                    : Kalın kum ( Ev için kayır getirdirdim)
  • Kayıt                    : İş uğraş ( Kayıtlarımı bitirip geleyim)
  • Kaynatma            : Tencere büyüğü kazan küçüğü kupsuz kazan
  • Kaykılmak           :Arkaya doğru rahat şekilde oturmak
  • Kayrak                 : Düz taş parçası (Kayrak taşı al gel bakem)
  • Kayrak                 : Düz yassı taşla oynunan çocuk oyunu
  • Kazık                   : Ucu sivri ağaç parçası
  • Kefli                     : Kirli paslı
  • Kela                     :Kertenkele ( Kela yapışmış gibi bağırma)
  • Keletir                 : İki kuplu sepetden büyük kuyucak
  • Kelleli                  : Cumhuriyet altının küçüğü ( kelleli altın borcum var)
  • Kepenek             :Keçeden çoban giysisi
  • Kesdine              :Kestane (Akşanm gelin de kesdine pişireyim size)
  • Kesik                   :Tarla kenarına açılan temel gibi hendek
  • Kesik                   :Ayranın kestirilmesi ile elde edilen ürün
  • Kıdaklamak         : Ötmek
  • Kılkuyruk             : Sinir bozucu, pipirikli.(O çocuk kuyruk birisi)
  • Kılıf                      : Örtü, Kabuk (yastıkları kılıflarını geçirelim)
  • Kımçı                   : İnce değnek (Seni gidi kımçı bacaklı)
  • Kım Kım              : Ağır ağır işlemek (kımkım ederken işi bitiremedin
  • Kımıl Kımıl          :D olaşmak, hareket (kımıl kımıl etme uyu)
  • Kınamak             : Ayıplamak (ayol onun hareketini kınadım)
  • Kıpçık                 : Densiz hareketler eden
  • Kıpırak               :Yerinde duramayan(o çocuğun kıpraklığı birşeyler
  • Kıpıratmak         : Yerinden oynatmak
  • Kıpkıp                : Gözünü çok kırpan (Seni kıpkıp göz seni)
  • Kırarmag           : Ağarmak (Çarşafları güneş ağarmaktı)
  • Kır                      : Bayır 
  • Kırık derik         : Ufak tefek.(kırık derik yıkıyom)
  • Kırıtmak             : Hateketli çilveli yürümek.
  • Kırkma               :Kesme( saçlarımı kırk ve bakim)
  •  Kısdıma             : Karnıyarık
  • Kıvrak                :Çevik hızlı çalışkan
  • Kıypınmak         : Yukarıdan aşağıya sürtünerek inmek. 
  • Kızan                 : Çocuk
  • Kızık                  : Öfkeli
  • Kızılcanlı           : Aceleci
  • Kızılcık              :Kırmızı renkli nohut iriliğinde meyva
  • Kişnemek          :D eğişik şekilde gülmek.
  • Koca kuşluk      : Öğleye yakın zaman (Eve kabakuşluk geldi)
  • Koflak                 : İçi boş (Karpuzlar koflak olmuş)
  • Kovalık               : ileklerin dizilmesi için kullanılan ot
  • Köçek                 : Dansöz (Düğüne dansöz getirdiler.)
  • Köfnümek          : Çürümek (O ev iyice köfnedi gari)
  • Kömbe                :Küçük bazlama ekmek.
  • Köpürmek          :Sinirlenmek
  • Körelmek           :Çoşkulu zamanının geçmesi (Ateş köreldi)
  • Kölüklemek       : Taklit etmek, aynısını yapmak
  • Köşk günü         : Cumartesi günü (Size köşk günü gelelim)
  • Kötresiye           : Öylesine (Kötresiye gittim evdelermiş)
  • Kötüğe               : Tahtadan yapılmış yüksek olmayan otugeç
  • Kötürüm             : Yatalak (Ali dayı kötürüm oldu)
  • Közleme             : Ateş üstünde pişen et, darı, patlıcan
  • Kubat                  : Biçimsiz hoş olmayan
  • Kulatözü             : Kulak arkası ( kulatözüne vurma ölür)

                                          L

  • Löbbeş                : Kilolu gubat
  • Lökşe                   : Akşam karanlık basmak üzere iken geçen eti genilen kuş

                                         M

  • Macur                  : Göçmen (onlar Bulgaristandan gelen son göçmenler)
  • Mahleç                : Çekirdeği alınmıış pamuk
  • Mandal                : Kapıda kullanılan tırkı
  • Mandal                : Küçük parça toprağın ekilmesi (2 mandal soğan diktim) 
  • Mapıs                  : Hapishane (onu mapısa atmışlar)
  • Masenk               : Alay etmek. (Ben senin masenk edeceğin birisi değilim)
  • Mataf                   : Farklı (Mataf birşeymiş gibi kuruluyo)
  • Matırag                :Eğlenceli ( azık matarak geçiyoz burada)
  • Mayer                  : Satılan birşeyi garanti vermek (ineği mayer sattım)
  • Mayısmak            : Gevşemek (Sıcaktan mayışıp kaldım)
  • Medinoz              :Maydanoz. (Eyvah böreğe medinoz katmayı unuttum)

      

En mehel palto o ona giy sen yakıştı

 

 

 

  • Mehel                  : uygun, denk (O Kız ta ona mehel)
  • Mehesizlik          : Uygunsuzluk (Hadi odan mehesizlik edip durma)
  • Menengeç          :Çıtlık ağacı (Çıtlıklar ermiş gari çıtır çıtır yiyelim)
  • Menevşe            :Menekşe (Menevşeler mor mor açmışlar misler gibi)
  • Memeletsiz        : Uğursuz, nursuz pirsiz
  • Mıh                      :Çivi (O mıha duvara çakarsan iyi olur)
  • Mıkır                    : Cimri, tutumlu (mıkırdır o kimsenin karnında bir lokması yok) 

                          N

  • Namare               : Tenekeden örtü altı
  • Nediyon              : Ne ediyorsun (Nedipdurun)
  • Nebilen               :Bilmemek

                        O

  • Oklageç              :Oklava (ezet etme okgageçe vuracam şimdi)
  • Okuntu                : Davetiye (Düğün okuntusu verdiler)
  • Oluk                     : Suyun aktığı yer (oluklar dolmuş su akmıyor)
  • Oltu                      : Üzere (Akşam oltu ineklere götürecem)
  • Onarmak              : Tamir etmek (Radyoya onarabildin mi? )
  • Oyalamak             : Boşa zaman geçirmek (Bene oyalıp durma)

                            Ö

  • Öbek öbek            : Grup, grup
  • Öcü                        : Korkutmak için söylenen söz
  • Öğrenbeşlik          : Yapılan ilk iş (oyayı öğrenbeşlik yaptım)
  • Ölet                        : Öldürücü hastalık
  • Örük                      :Hayvanın iple uzunca bağlanması
  • Öteki gün              : Birkaç gün önce
  • Ötebiri                   : Birkaç eşya, ıvır zıvır şeyler
  • Ötürbeg                : İshal olmak ( ineği yeşil ot ötürtü)
  • Ötürü                     : Sebep, neden ( Ondan ötürü gelemedim sene)
  • Ölen                       :Öğle vakti. (Ölen oldu gari gitmiyelim)
  • Öngücü                  :Eninde sonunda (Öngücü gelecek buraya)

                                      P

  •  Paslanmak        : Küf tutmak birşey yapmamak. 
  • Pahal                  : Hasetlenmek (onun karnı pahaldır zaten)
  • Paldımsız           üzensiz
  • Palaz paldıraz:  : Plansız öylesine çıkmak (palaz paldıraz çıktım)
  • Pamukluk           : Dağda yetişen yaz kış yapraklarını dökmeyen küçük ağaç
  • Pançak               : Pençe (Kedi bir pançak attı gözüm çıkacaktı)
  • Parpı                  : Korku sıkıntı ( onun papısına yedim ben)
  • Pataklamak        : Dövmek ( Yolda gördüm patakladım)
  • Pasramak           :Sakramak (Hızlı yürüdüm yüreğim pasradı)
  • Pastavcı             :Abartarak konuşmak (o çok pastavcı birisi)
  • Pataklamak        :D övmek ( Yollada denk geldim patakladım)
  • Patırdamak         : Anlaşılmaz şekilde başka dilde konuşmak
  • Patavatsız          : düşünmeden konuşan. ( Boşver o patavatsızı)
  • Paytak                 : Eğri bacaklı 
  • Peçe                   : Yüzü kapatmak için örtü (fezeke grubu peçeli)
  • Pelvize               :Unla veya kolayla yapılan tatlı (Pelvizeye getirin yiyelim)
  • Pesligan             : Fesleğen çiceği  ( yazın pesligan çok dikelim)
  • Pılı pırtı               : Eşyalar (pılını pırtısını toparlayıp gitti)
  • Pıtırak                 : Yabanı tikenli bitki
  • Pınar                   : Meşe (Pınar odunun yakması güzel olur) 
  • Pisen pisen        : İnce ince yağan yağmur 
  • Poflak                  : İçi boş (Karpızların içi poflak çıktı)
  • Punt                     : Heves istek ( İştahımı pundumu kırdın)
  • Postaki                 : Koyun derisinden yapılmış paspas veya namazla)
  • Püsküllü               : Karışık işler  

                               R

     Aydın- İmamköy ağızın’da R Harfleri söylerken başkalaştırılmıştır. Yazım dilinde kullanılır.

     Konuşma dili örnekleri : Rezil :erezil  Ramazan : Irmızan

                             S

  • Sağın                 : Süt yoğurt
  • Sağınlı İnek       : Sütü olan, doğum yapmış inek.
  • Sakızgan            :Kuş
  • Sabi                    : Günahsız çocuk
  • Sakramak           :Titremek, veya üşümek
  • Saksaklanmak    : Sırnaşmak.
  • Sallama               : Haşlanmış börülce
  • Sallangaç           : Salıncak
  • Sa_meşmek       :
  • Samsak               :Sarımsak
  • Sapansız             : Densiz
  • Saplam                : Kısa iplik (bi saplam iplik ve bakem)
  • Se_pinti              : Az çileyen yapmur.
  • Se_pinti              : Zeytinin çarşaftan çıkan kısmı ( serpentileri dolaşın)
  • Sıdık                    : Varı yoğu ağlayan
  • Sıkkın                  : Aşırı sıcak veya bunaltıcı
  • Sırık                     : Zeytinleri düşürmede kullanılan sopa
  • Sırtıyama             : Hayvanlarda görülen hastalık. (sırtı yarılarak kan akıtılır )
  • Sıtıratsız              : Suratsız
  • Sıvışmak              : Usulca kaçmak
  • Sıratsız                 :Sevimsiz
  • Siğim siğim          : Yavaş yavaş (siğim siğim ağladım)
  • Siğmek                 : Sızmak
  • Soğanlık               : Evin yanındaki küçük avlu
  • Son kesen            : Son demek 
  • Söz temsili           : Örneğin
  • Sulugöz                : Çok ağlayan 
  • Sulum                    : Çok az birşey
  • Sümsük                 : Sünepe
  • Sümsüklenmek    : Uyuşukluk etmek.
  • Sünmek                 : Hasta bitkin düşmek.
  • Sürgeç                  : Bulaşık bezi
  •  Sürgün                 : Ağaç filizi
  •  Sürmek                 : Filizlenmek
  •  Sürüntü                 : Kullanılmamış küçük sabun
  • Süsmek                  : Toslamak.
  • Süvari                     : Eskimiş pantalona konulmuş büyük yama
  • Süzgü                     : Delikli çanak (  Makarna süzgüsü kayıp olmuş)
  • Setre                        : Ceket (Setrem eskidi yenisini alacağım)
  • Sedeyağı                 :Tereyağının eritilmiş şekli
  • Sıdmak                     :Korkmak.
  • Sıklat                        : Bunaltıcı (Hava bugün çok sıklat)
  • Sırtıyama                  : Hayvanlarda görülen hastalık.
  • Sıvışmak                  : Yavaşça kaçmak. (oradan usulça sıvıştım)

                            Ş

  • Şafaklamak             : Sabahlamak
  • Şavkarmak              : Aydınlamak
  • Şahan                      : Şahin
  • Şangırdatmak         : Zincirin ses çıkarması
  • Şarapkına                : Üzüm sıkılan ağaç tekne

 

Şarapkına ile üzümlerin sıkılıp pekmez yapılması

 

 

  

 

  • Şakırdamak              :Suyun sesli akması
  • Şap                           :Hayvan hastalığı
  • Şangı-şüngü            :Büyük ses çıkarmak (Anahtarları şangı şungü etme)
  • Şavk                          :Aydınlık, lamba
  • Şıra                            :Üzüm suyu
  • Şifon                          :Başörtüsü
  • Şiret                           :Kavgacı
  • Şipildemek                : Zonlamak (elimdeki çiban iyice şipildedi)
  • Şişirmek                    :D eğerinden çok yükselmek

                                  T

  • Tara                         : Ağaç kesmeye yarayan ucu kıvrık satır (Tara ile odun kestim)
  • Takavit                     :Emekli, iş görmez (Takadivete ayrıldım çoktan)
  • Takı                          ;Ziynet eşyası
  • Takılmak                  :Şaka yapmak, bulaşmak.
  • Tapa                         :Tıkaş
  • Tapırtı                      ;Ayak sesi, hafif gürültü (bi tıpıştı geliyor)
  • Tapmak                    :Başa kalkmak
  • Tatavi                       : Öylesine, gelişiyüzel,Bilinçsiz
  • Tasalanmak             : Üzülmek(ölümüne Tasalandım
  • Tas                           : Su içmeye yarayan kap
  • Taygeldi                  : İlk evlilikten gelen çocuk
  • Telbis                      : Hastalık derecesinde titiz.
  • Telik                        : Tel başlık
  • Tellenmek              :Gücenmek.Darılmak (Ayşeye gücendim)
  • Teminden               :Az önce (teminden budulardı)
  • Tenhal                    :D efne (tehnal yaprağının kokusu hoştur.)
  • Semizlik                  :Semizotu
  • Temirek                  : Deri hastalığı
  • Tepik                       :Tekme (ona tepik atmışlar.
  • Tes                          :Hayvan gübresi
  • Teslik                      :Gübre atılan yer, çöplük
  • Tettirmek                :İtmek (elimin tersi ile tettirdim)
  • Tevek                      :Üzüm asmasının filizi
  • Tıkıramak                :Konuşmak (kapıda iki tıkırayı verdik)
  • Tısmak                     :Korkmak (bene bir bağırdı tısdım kaldım)
  • Tohur                       : Mahsulun yıllık satımı evde edilen gelir
  • Tivriz                       : Uzak yer ( tivrizdeki yer göndermem sene ben)
  • Tokat                       :  Muhtarlığa bağlı hayvan barındırma yeri
  • Tohur                      : Mahsül kiralamak8Zeytinlerin bu yıl tohuruna sattım)
  • Topalak                   : Patates gibi kökü yumrulu ot
  • Tombatmak             : Takla atmak (size gelirken tombattım)
  • Tosba                      :Kaplumbağa
  • Tosmak                   : Dokunmak (Geçerken bana tostu)
  • Tosmak                   :Kısaca ziyaret etmek
  • Todurman               :Kısa boylu şişmanca (onu gördüm todurmanca)
  • Tülü                         :Güleş yapan erkek deve
  • Tünemek                 :Kümes hayvanlarının akşam kaldıkları yer
  • Tüymek                    :Görünmeden kaçmak (Arkama döndüm tüymüş)
  • Tüpültü                    : Gürültü (Korkudan yüreğim tüpüldedi)
  • Tüsgü                      : Duman (Sivrisineklerden evi tüsgü yaptıktırdık)

                              

  • Uçunmak                :Sakınmak (Çocuğun üstüne çok uçunuyom)
  • Uçurgeç                 :Uçurtma ( Dağa çıktılar uçurgeç uçuruyorlar)
  • Ufulak                     :Kırıntı
  • Uğrak                      :Yer (arabanın uğrak yeri değilmiş)
  • Urgulamak              :D ikişi elle irice dikmek (Pantolanı urguladım)
  • Ulam ulam               :Akın akın
  • Uyaroğlu                 : Geçimli insan

                              Ü 

  • Ülen                         : Erkeklere seslenirken kullanılır.
  • Üfümek                    :Üflemek (Ocağın altına üfür bakim)
  • Ümük                        :Soluk borusu (sinirden ümüğünü sıkasım geldi)
  • Ünberha                   : Gürültü, kavga (Onların evinde ünberha var )          
  • Ünlemek                   : seslenmek, çağırmak (Evdeler mi?ünle bakim)

                                V 

  • Varmak                    :Yetişmek (evin yanına varasıya gada yoruldum.)
  • Va_li vakitsiz          :Olur olmadık zamanda
  • Vıyıklamak               :Köpek yavrusunun çıkardığı ses

                               Y

  • Yadırgamak             :Alışamamak (Yattığım yeri yadırgadım)
  • Yağır                        :Binek hayvanlarının sırtında semerin açtığı yara
  • Yakaca                     :Sivrisinek türü
  • Yakınmak                 :D ert yanmak (kadıncağız kocasından yakındı)
  • Yalak                        :Tavukların su içtiği topraktan kap
  • Yalın kat                   : İnce
  • Yalpak                      :Sevimli
  • Yal yal yakarmak     :Çok yalvarmak
  • Yaman                      :İş bilir
  • Yamılmak                 : Eğilmek
  • Yamyaş                    :Tamamen ıslanmış, suyu dışarıda
  • Yangın                     :Sevdalı (Üsenin oğlu Fatmaya yangın) 
  • Yastıgeç                  : Hamur açılan tahta
  • Yaşırmak                 : Yakıştırmak, uygun görmek
  • Yatkın                      :Becerikli, alışkın, usta ( Eli işe yatkın)
  • Yatık                         :D urduğu yerde eskimiş (çeyizler sandıkta yatık olmuş)
  • Yavan                       :Tatsız  (Aşureyi yavan yapmışlar şekeri az gelmiş)
  • Yayınmak                  :Malları sergilemek (Bu hafta salı pazarında yayıncaz)
  • Yayıntı                      :Ortalıkta bir sürü gereksiz eşya olması
  • Yavuklu                    :Nişanlı (bizim kızın nişanlısı gelmiş)
  • Yavuz                       :İyi huylu (Ayşe teyze çok yavuz kadın)
  • Yavru                        :Civciv (Tavuk yavrularını  gezmeye çıkarmış)
  • Yaygı                         :  zeytinin toprağa deymemesi için serilen çarşaf
  • Yazma                       :  Kenarları oyalı baş örtüsü
  • Ye_gi                         : Hayvan yiyeceği (Hayvanların ye_gisi bitmiş)
  • Yemeni                      :İnce tülbent bez
  • Yemiş                         : İncir
  • Yemkirmek                : İçin için ağlamak. (Yemkire yemkire ağladılar)
  • Yemeklemek             :Ziyafet çekmek, yedirip içirmek.
  • Yerevi                        :Tek katlı küçük ev( Yerevine badana yaptık) 
  • Yerinmek                   : Başkasından imrenmek.
  • Yersiz                        : Gereksiz konuşan
  • Yevmiye                    : Gündelik 
  • Yığıntı                       : Yıkıntı (Taş yığıntıları var orada)
  • Yılık                           : Çarpık eğri (Yaptığı şeyi yılık yamuk yapıyor)
  • Yılmak                       : Usanmak
  • Yıprak                       : Aşınmış, eskimiş
  • Yollu                          : Kötü yola düşmüş
  • Yönet                        : Uygun (konuşmasını yönet yapıyor)
  •  Yöntemsiz               : Beceriksiz  
  • Yöntemli                   : Becerikli 
  • Yufka                         :İnce, hassas (çok yufka yürekli kardeşim benim)
  • Yulasız                      : Başıboş
  • Yumuk                       :Kapalı
  • Yümek                       : Yıkamak (Bugün çamaşır yüdüm)
  • Yumulmak                 : Üzerine gitmek
  • Yuvalama                  : Kıyma ve hamurla yapılan düğün yemeği (sıkma)
  • Yüklü                         : hamile
  • Yüklük                       : yatak ve minderlerin konulduğu yer
  • Yüzkiri                       : Utanılacak şey
  • Yüzlü                         : Şımarık

                               Z 

  • Zıbarasıca                  :Ölesice 
  • Zangadak                   : Birdenbire
  • Zırlamak                      . Kendi kendine söylenmek
  • Zibidi                          : işsiz güçsüz dolaşan erkek
  • Zıpır                            : Güçlü ( zıpır gibi adam)
  • Zırzop                        : Deli dolu

             AYDIN İMAMKÖY’de KULLANILAN BAZI DEYİMLER

  • Acı yavan kuru soğan   : Elde ne varsa  yemek.
  • Açım diyenden korkma tokum diyenden kork.,
  • Acı soğuk        : Çok soğuk olmak
  • Adamın dediği dedik çaldığı düdük : İnat etmek
  • Adam ekmeği meydan ekmeği evlat ekmeği zindan ekmeği
  • Adını goymak     :P arasını belirlemek
  • Ağız öğretmek   : Yol göstermek.
  • Aşam bazarı       : Aşam üstü pahalı veya ucuz almak
  • Ağzını bozmak   : Küfürlü konuşmak
  • Ağzını tutmak     : cevap vermemek
  • Ahı gitmiş vahı kalmış   : Yaşlanmak, çökmek
  • Ahmak ıslatan     : Az az yağan yağmur
  • Akça gavak yaprağı gibi dönmek : dönek olmak
  • Akıllı deliye söyletirmiş:söylemesi zor olan tenteşikli şeye saf birine söyletmek
  • A_şam oltu  : Akşam üzeri
  • Alçak eşeğin binmesi kolay olumuş: Sessiz insanlara herşey yaptırmak
  • Aldı aşırı gitmek   : önüne geçememek.
  • Alışmadık götte don durmazmış: işe eğreti olmak
  • Allem gallem etmek   : oyun etmek birşeyin özüyle oynamak, hile karıştırmak
  • Anen anen gadın anen : Sonuca ulaşamamak
  • Alnının çatısı   : Alnının ortası (Alnının çatısından vurmuş)
  • Ansan ayıp yutsan böyük : Söylenmiyecek ar yapılan sözlük
  • Ardamarı çatlama   :Ahlaksızlaşmak.
  • Askarı yüzünden bahalı   : Birşeyin pahalı geldiği belirtmek.
  • Ası söylemek   : Şart koşmak. Kızı vermicem deye ası gonuşmuşum
  • Aşamdan galan aş ağız yakmaz : Olayın soğuması
  • Aşık atmak   : İdda etmek, sen onunla aşık atabili misin o çok zengin
  • Atlan apeyi döğüştümek: Arabozucu
  • Aval aval bakmak : Safça
  • Ayağını kaydırmak  : Kötülük yapmak
  • Ayak dıvıştısı          : Ayak sesi
  • Ayan beyan belli     :Açıkça belli etmek (rüyamda ayan beyan gördüm)
  • Ayran gönüllü         : Çabuk fikri değişen
  • Bacak çekiştirmek : Birisinin hakkında görüşmek
  • Başa Dapmak         :Yapılan iyiliği yüzüne vurmak
  • Başını yimek           :Kendi yıkımına neden olmak
  • Baş yaptırmak         :D üğünde saçını yaptırmak için koaföre gitmek.
  • Bayramda Seyranda : Ara sıra gelmek
  • Bazaza ağız gömek  :Gözlemlemek,
  • Bekara garı boşamak goley :
  • Benim eşeğim gancık olsun   : tartışmada yenilgiye düşmek tartışmadan usanmak
  • Beşlik bozmak        : Konuşmak iki bıdramak
  • Bi deliğe işemek     : Samimi olmak, sıkı fıkı olmak
  • Bilmediği beş vakit vamaz : Her şeyi bilmek. hünerli
  • Botcada gumaş eskimez    : Kendini karaya bereye vurmayanlar için söylenir.
  • Çaka satmak :Çalımlı olmak
  • Cav cav sıcak : Öğle zamanı olan sıcak, saat oniki -üç arası
  • Cinleri başına toplanmak  : Çok sinirlenmek, bir şeylerin ters gitmesi
  • Çatal gazık yere batmaz
  • Çayın daşınla çayın guşunu vurmak : alınann şeyden masraflarını çıkarmak.
  • Dabanı Ağır  : Ağır hareket etmek. Yaptığı şeyi usul usul yapmak
  • Deli debbek   : Delimtırak.
  • Deveyi yardan bir tutam ot atırır. Hırslı olmak.
  • Dış kapının mandalı  : Aileden olmayan kişi
  • Eften püften: derme çatma yapılan şey.
  • Ekmek garıştırması: Bayatlamış ekmekleri tavlandırılarak kızartılması
  • El pençe divan durmak.: Saygılı karşılamak.
  • Engi bengi olmak : Şaşırmak aptallaşmak.
  • Elen telen etmek : Boşa harcamak zarar etmek
  • Esip gürlemek     : Bağırıp çağırmak
  • Eşek ne anlar hoşaftan : değerli şeylerin değerini bilmeyen kişiye denir.
  • Fıngıldaklı kişi: Oynak kişi
  • Gıymatı Sakızlı kanfilde yok :Birisine gereğinden fazla değer vermek
  • Gönül koymak : GücenmekGöz belertmek : Korkutmak
  • Gözleri fel fecir okumak.
  • Gözkulak olmak : Gözetmek, Evini göz kulak ol çarşıya gidiyom.
  • Gözü kızarmak   : İradesine sahip olamamak. Kaç onun gözü kızarmış
  • Gudurmuş köpek başını yer:Öfkeli kişin başı herşey gelir.
  • Gumba dolması : Koyun bağırsağından pirinçle yapılan dolma
  • Guzu göbeği : Ağaçlık alanlarda yetişen işkembe görünümlü mantar
  • Güce gitmek  : Alınmak Gücenmek:onun lafları çok gücüme gitti
  • Gıcık etmek    : Sinir etmek
  • Hacı yolu bekler gibi yolunu gözlemek: Merakla birisini beklemek
  • Hap hapına gelmek: Karşı karşıya gelmek 
  • Haşat olmak: Parçalanmak kırılmak 
  • Hinayetlik etmek :Yaramazlık etmek.
  • Hora geçmek. Yapılan şeyden hoşnut olmak memnun kalmak.
  • Ildır ıldır ıldıramak : Parıl parıl parlamak
  • iki ucu bir araya gelmemek: Başarısız olmak
  • İreng etmek : Eziyet etmek
  • Kaskatı Söylemek: Acımasızca söylemek
  • Kayar etmek : Küfürlü konuşmak
  • Kelli kulaklı : Hali vakti yerinde vucudu da sağlam
  • Kov Sokmak : Arada laf taşımak. 
  • Kölük vermek: Kıskandırmak
  • Matırak Geçmek : Şakalaşmak alay etmek
  • Marangoz keseri gibi dönme: İşine geldiği gibi dönen
  • Mırın gırın etmek: İsteksiz davranmak
  • Muştuluk vemek : Müjdelemek, Karşılığında hediye almak
  • Ne oldum delisi olmak : Sonradan görerek ne yapacağını şaşırmak
  • Nevri Dönmek  : Şaşırmak, ne olduğunu bilmemek.
  • O gidenlerde : Çevrede oralarda
  • Ozanlık etmek. Şakalaşmak, şakacı espiri üreten
  • Öbek Öbek: Küme küme
  • Ödü bokuna garışmak: Çok Korkmak, ne yapacağını bilmemek
  • Özene bezene; İtina ile seçmek, yapmak
  • Palaz Paldıraz : Üstünkörü yapmak, veya çıkmak
  • Papı yemek: Azarlanmak
  • Paşaya kelle yetiştirmek: Hiç yoktan acele etmek
  • Peygamber Devesi : Çekirgeye benzeyen yeşil böcek
  • Pestili çıkmak: Aşırı yorulmak
  • Sebat etmek: Sadık kalmak,devam ettirmek.
  • Siğim siğim: Yavaş yavaş ağlamak.
  • Söz kesmek :Evliliğe dair söz verilmesi
  • Südü bozuk : Ahlakı bozuk kişi
  • Suya girinmek : Banya yapmak
  • Şaka şellen yapmak: Şakalaşmak, espiri yapmak
  • Şangı şungur: Çok ses çıkarmak. Anahtarı şangı şungu taşıma
  • Tava gelmek: Yola gelmek, kanmak
  • Tava gelmek :Toprağın sürmeye elverişli hale gelmesi
  • Tavuk garankısı: Göz hastalığı
  • Tebdili şaşmak: ne yapacağını şaşırmak
  • Tek durmak: Uslu sakin durmak
  • Tepe taklak gitmek :D üşmek, veya iflas etmek
  • Tingil tepeye çıkmak: Yükseğe çıkma
  • Unu eleyip eleyi asmak:Yaşlanmak, işlerden uzak durmak
  • Uzun oturmak:Yarı yatmış durumda oturmak.
  • Ümüğüne basmak: Boğazına çökmek.
  • Üstüne yatmak: Aldığını vermemek.
  • Varı yoğu :Nesi varsa onun
  • Verip veriştirmek: Ağızını geleni söylemek.
  • Yakı olmak:Miydesi bozulmak rahatsızlanmak
  • Yalama olmak: Aşınmak
  • Yalap yalap: Parıl parıl
  • Yalancısı olmak : Başkasından duyduğunu diğer kişiye aktarmak.
  • Yalınayak başı kabak: Başında örtü ayağında pabuç olmaması
  • Yaptığını yanına gomamak: İntikam almak
  • Yarenlik etmek: Aynı yaştaki kişilerin arkadaş olması muhapbet etmesi
  • Yarım avuç: Az birşey
  • Yarım yamalak: Bir işi eksik düzensiz yapmak
  • Yavan ağız : Gereksiz konuşmak.
  • Yayan Yapıldak: Ayan gitmek rezil olmak.
  • Yüz tutamağı: İyilik yerine verilen hediye
  • Yüzkiri olmak : Utanılacak durumda olmak
  • Zıvanadan Çıkmak :Sabrının iyice taşması
  • Zifiri Karanlık          : İyice karanlığın çökmesi, hiç birşey görmemek.

                Genelde şiveli olarak yaşlı kuşak konuşur. Kırkbeş yaş üstü, yeni nesilde şiveli konuşmayı az raslanmaktadır.  Şiveli konuşmaları örneklerle cümle içinde nasıl kullanıldığını konuşma örneklerinde göreceğiz. 

       Aydın  Şivelerin Cümle içinde kullanımları:  

         Evde atçık oturdum. Canım sıkıldı kölgeden kölgeden giden de hatce ile iki tıkılaşayım dedim. Yola çıktım emme çıkmaz olaydım yollar ıscaktan gaynep duru cıvcıv sıcak zorlan geldim. çıkdıklama pişman oldum.

-Hoş geldin Ayşegadın teyze

-Hoşbulduk gızım. Gelir gelmez olcak ama odan bi su gatve bakem dilim damam gurudu. oh çok şükür allah sula gada ömür versin

Örnek II.

-Fatma yarın bazara gitcen mi?

-Gidelim dedik Aşe abla bazala da çok döküm gari birşeyi alan satan yok.  ıspınakları, pıransaları, potkalı tabakhane çayına dökmüşler. Götüdün araba parası hambal parası yarısı oda galıyor zaten  bu olanı da eversem gitmicem    erezilliğin destesi on para şehrin insanı bol bol ucuz ucuz  yedile iştile şiştile gari  

Buna derler Aydın şivesi

Fakma goşu evdemin gı yogun gavesi işmeye geliyom.

Ge goşu ge

Şure oturem yoruldum evin işinden, hasteyinde ben saba kada a_rılardan sağa sola döndüm dudum. Sabahla birtürlü olmadı acık canımdan geçmişim bi baktım ortalık sovkamış, kaktım ocağa hemen çay suyu kodum. ekmek etcedim hamurunu  yuvırem de ben kıpırtılara edeken o gelsin dedim. hamır gelesiye kada evi dedim deşirdim. hamır gelmiş sacı kodum üç emek ettim. birini sene getirivedim. ıscecik kesik yağlamasıyla yiyin afiyet olsun. 

Sağol goşu canım zaten bazırma çekip durudun sağol 

                                                   

               DEVAM EDECEK

                                            

DERLEYEN : Nermin KARABULUT

nkarabulut@adu.edu.tr

 

       

 

 

 

      

 

 

                     

 

 

 

 

               

 

 

 

 

         

 

 

 

Paylaş / Yer imi

Yöresel ağızla örneklerle Aydın-İmamköy şivelerimiz” üzerine 2 düşünce

    • Hocam; size yardımcı olabilirim, Ben köy’de daha araştırma yapıyorum. Eğer bunları ses kaydına alırsam size gönderirim. Aydın şiveleri hakkında da bilgi verebilirim. şu anda elimde yemek tarifi var Aydın şivesi ile onu gönderebilirim. Çete Ayşe ile bilgileri şiveli bir şekilde yazarım gerekirse video kaydına alırım. Ayrıca ilginiz için teşekür ederim desteklerseniz sevinirim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>